DEPERSONA

Kusursuz işlediği izlenimi veren bir dünyada, bu kusursuz çarkta ilerleyememek, takılmak, yaralanmak neleri getirir? Zeminini kaybeden bir insan bu sistemde nasıl varolur, var olabilir mi? Hayatın belkemiğinde duran aile, arkadaşlık, aşk, iş gibi kavramlarla istenilen bağı kuramamak nasıl bir histir? Ve bu zemin bir kere kaydığında, insan bir kere çevresini saran bu simülasyona yabancılaştığında, hayatı nasıl şekillenir, hayatı algılayışı nasıl değişir? Depersona, bu soruların cevaplarının sahnede aranmasıyla ortaya çıkmış bir araştırma projesi. Tiyatroya özgü olan unsurların bu araştırma için çok doğru araçlar olabileceğine olan inançla, çağdaş yabancılaşma kavramını bir tiyatro yapısı olarak kurgularken, klasik dramatik çatı ve aksiyon çizgisi kavramlarından ziyade, sahne kompozisyonuna ve fiziksel eylemlere odaklanıyor.

2017 yılında, Hazar Sayar, yaşadığı depersonalizasyon sorununun toplumsal inşalarla ilişkisi üzerine düşünmeye başladığında Marksist yabancılaşma terimiyle psikolojik tanı olan yabancılaşmanın ortaklıkları belirgin hâle gelmeye başladı. Bu ilişkiyi sahneye tercüme edebilmek amacıyla proje üzerine çalışmaya başladı. 

Oyun hem oyunculuk üslubu arayışı, hem gündelik olmayan bir sahne dili kuruluşu, hem de sadece atmosfer öğesi olarak kullanılacak bir metin yazımı istemesi sebebiyle üç ayrı zorluk içeriyordu. Bu nedenle daha provaların öncesinde, post-dramatik tiyatro üzerine yoğun çalışmalar yapan ve tezini de bu alanda yazan Ozan Ömer Akgül ile buluşmalara başlandı ve ekip dramaturji çalışmalarını sahne
çalışmalarının öncesinde başlattı.

Oyun metni, çalışmalarla birlikte ilerledi. Oyunun alt temalarını oluşturacak toplumsal inşalar olarak aile, romantik ilişkiler ve sosyal ilişkileri belirlendi. Tolga Çıklaçiftçi bu epizotlar doğrultusunda çeşitli materyaller yazıp gönderirken Hazar Sayar da materyalleri düzenleyip sahne çalışmalarında deneyerek geri bildirim verdi. En sonunda, ortaklaşa oluşturulan, dramatik bir akış içermeyen ve atmosfer yaratma ve küçük bağlamlar oluşturma amacı güden bir metin ortaya çıktı.

Oyun tek bir karakter içeriyordu. Dört bedenin (karakterin dört parçasının) ilk epizodun arkasından yavaş yavaş ayrılması ve son epizotta sosyal inşalara uyum sağlamak zorunda kalarak tekrar tek bir öğe haline gelişleri oyundaki beden dramaturjisinin üst çatısını oluşturdu. Aradaki epizotlarda da her bir oyuncunun imlediği sosyal inşa üzerine giderek karakterin bu inşayla olan çatışmaları gösterildi.

KÜNYE

 

Afiş ve Broşür Tasarımı : Ege Yorulmaz

Proje Asistanı : Beril Çöklü

 

Dramaturji : Ozan Ömer Akgül

 

Işık Tasarımı : Hasan Demir

 

Oyuncular : Altay İcimsoy, Ceren Sarp, Meltem Gürelvik, Zuhal Güreli

 

Sahne Tasarımı : Nursev Irmak Demirbaş

Yöneten ve Tasarlayan : Hazar Sayar